Beyaz Düş
7
Yazar: Nurşah Tarih: 13 Temmuz 2010
Ne bu kent kaldırır âhımı
Ne de serencamında gecenin,
Uzayan iniltiler…
Münbit topraklarda
İklimsiz bir çiçektim.
Solgun, yalnız ve kırgın…
Ne vakit açmak düşlediysem;
Kalbimin denizinde, sandalımla devrildim.
Adıma düş derlerdi
Umudun renginde; beyaz…
Ve bazen de ahraz.
Bense;
Bütün tanımlara maraz,
Gerçeğin sûretinde, mavi bir hayaldim.
Kaç kez savaştıysam
Kentin kara surlarında
Beyaz güvercin gibi, göklere firar ettim.
Yenilmedim… Lâkin;
Kendi yalnızlığımda isimsiz bir gölgeydim.
Pas tutmuş dillerde,
Münzevi çığlıklar kadar bedbin!
Makamsız bir ezgiydim.
Ne vakit yürüdüysem, geriye bakmadan;
Meçhul kaldırımlarda aşkın ayak iziydim.
13.07.2010
Efendim aramıza hoşgeldiniz!
Köşenizin adı, benim adımı karaya çıkarmış gibi duruyor(!), ama ben hüsnüzanda bulunarak alakası yok diyorum!…
Bu arada şiirle pek aram yok. Bu nedenle ara sıra karşı karşıya gelebiliriz. Şimdiden söyleyeyim ki, beni hoşgörüile karşılayasınız!…
Güzel yazı ve şiirlerinizi bekleriz…
Selam ile..
Belkide şiirin, bilinenin aksine en acı yanı, yazarın duygularına çektiği kara perdedir. Ve şiirin en tatlı yanı herkesin kendisinden bir parçayı hissedebilmesi, başını kendi penceresine doğru çevirip, kendi perspektifinden görebilmesidir.
Yani bu şiiri yazarken ne hissettiniz, ne kastettiniz bilmiyorum. Ama mısralar içime işliyor. Kendim anlam yüklüyorum, kendim düşlüyorum. Şu mısralar ne güzel..
“Kaç kez savaştıysam
Kentin kara surlarında
Beyaz güvercin gibi, göklere firar ettim.
Yenilmedim… Lâkin;
Kendi yalnızlığımda isimsiz bir gölgeydim.”
Elinize ve yüreğinize sağlık..
Sıradanlığı kıran özgün yazılar daha ilk cümlelerinde okuyucuya gülümsüyor gibi farklı bir lezzeti vardır. Özellikle bu özgünlüğü siirle ortaya koymak daha büyük meharet. Sıradısı olmanın yanı sıra imgelemeler, betimlemeler ve motifler çok naif… Bu vesileyle sizi kutlar, basarılarınızın devamını dilerim.
Aleyna ve aleyküm selam.
Samimi ve güzel düşünceleriniz için Allah razı olsun. Bana öyle geliyor ki bazen; anlaşılabilmek birşeyler yazmaktan daha önemli. Ortak bir acının paydasında birlikte kıvranabilmek, satırları birlikte yazabilmek gibi… Böyle düşünürken bazende yazmanın bir ihtiyaç olduğunu, birileri okumasa da yine de yazabileceğimi hissediyorum. Her ne kadar zaman satırlarımı azaltmış olsada… Yazmanında bir usulünün olduğunu, her yazılanın değerli olmadığını öğrendiğimden beri yazmaktan ziyade önce anlamayı prensip edindim. Bu nedenledir ki bende sizi bakış açınız ve anlayışınızdan dolayı kıskanabilirim.
Cümlemize Allah’ın rızası duası ile…
Esselamu aleyküm…
Edebi yazılar üretebilmeyi çok istiyorum ve vaktiyle çok çabaladım. Malesef ne nazımda ne nesirde yaprak kıpırdatamıyorum. o nedenle ne zaman kabiliyetli bir kalem görsem hem kıskanıyorum hem de kendi adıma daha çok umutsuzluğa kapılıyorum. Mesela Semazen’in şiirlerini okuduğumda ya da Selva’nın özellikle ilk hikayesini okuduğumda ve şimdi sizin şiirinizi okuduğumda olduğu gibi. Bediüzzaman’ın dediği gibi: “insanın gözünün yetiştiği yere eli yetişmiyor.” Kağıda dökemediklerimi belki sizler dökmüşsünüzdür umuduyla yeni yazılarınızı beklemeye, yüreğimden bir şeyler bulabilmek için sizlerin yazmasını beklemeye mecbur olduğum için gocunmaya kıskanmaya devam edeceğim galiba. Hayırlısı bakalım. Her daim başarı dilerim…
Wesselam…
Esselamu aleyküm…
Şiiriniz çok güzel. Ve şu kıtada kendimden ne kadar çok şey buldum:
“Pas tutmuş dillerde,
Münzevi çığlıklar kadar bedbin!
Makamsız bir ezgiydim.
Ne vakit yürüdüysem, geriye bakmadan;
Meçhul kaldırımlarda aşkın ayak iziydim.”
Wesselam…
güzel bir çalışma olmuş tebrikler….