İnegöl ve Dörtyol

4

Yazar: Ömer Faruk Gergerlioğlu Tarih: 29 Temmuz 2010

Bursa İnegöl ve Hatay Dörtyol, yaklaşan felaketin son habercileri maalesef… Adli asayiş olaylarının şekil değiştirip etnik bir iç çatışmaya dönüşmesi son derece vahim bir olaydır ve çok doğru bir şekilde okunması gerekir.

İlk örnekleri daha önceki yıllarda Balıkesir Altınova, Sakarya Akyazı’da yaşanmış olan etnik linç olaylarının yeni benzerlerinin yaşanması dehşet vericidir. 31 Mayıs sonrası yükselen şiddet olaylarının büyük bir gerilim oluşturduğu açıktır. Ülkenin her bir yanına değen yürekler yakan asker cenazesi görüntüleri her geçen gün derinleşen bir öfkeyi fitilliyor. Cenaze töreni için meydana gelen asker anası, asker eşi, nişanlısı, her şeyden habersiz babasının tabutuna bakan asker çocuğu manzaraları yürekleri yakıyor. İnsanlar öfkelerini patlatacağı yerler aramaya başlıyor.

Şu an İnegöl ve Dörtyol benzeri yüzlerce ilçe var maalesef. Ülkenin dört bir tarafı bu acıdan nasibini almış vaziyette. Kitleler patlamaya hazır vaziyette. Kitleler psikolojisi isimli kitabında Gustave Le Bon şöyle der. “ Kitleler bir araya geldiğinde tek olarak bireylerin yapması mümkün olamayacak fiilleri çok kolaylıkla yaparlar. Bu yüzden kitle psikolojisi çok önemlidir. Kitleler en akıl almaz olayları kendi başına yeni bir psikoloji üretmiş olan kitle psikolojisi ile yapar ve bu çok tehlikelidir. Zira kitlenin yaptığı şey akıl ve mantık ölçülerinin dışına taşmıştır artık” der. İnegöl ve Dörtyol olayları da bir kıvılcım bekleyen kişilerin kitle olarak patlama halleridir. Kürt vatandaşların ev ve işyerlerine yönelik bir linç girişimi sonrası Dörtyol’da Kürt vatandaşların karşı gösterilerinin başlaması durumun ciddiyetini çok daha fazla arttırmaktadır. Zira mal linçi ve saldırıdan sonra can kaybının olabilmesi çok tehlikeli ve durdurulamaz bir fitilin ateşlenmesine yol açabilir.

Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ülkeyi ne denli büyük bir iç çatışmaya sürükleyebileceğinin son işaretleri bunlar maalesef. Çözümsüzlükten beslenen şiddet, “sonrası ne olur”u düşünmüyor ve düşündürtmüyor. Şiddet karşı şiddeti doğuruyor. Tabiri caizse kimsenin eli armut toplamıyor. Kendisine göre suçlu gördüğünü linç etme doğal ve haklı bir hadise halini alıyor. İnegöl’de Kürt vatandaşı linç etmek isteyenle Yüksekova’da polis panzerindekileri linç etmek isteyenler bir farklılık arz etmiyor. İkisi de şiddet ve çıkmaz sokakların artmasıdır.

Çözüm şekilleri halkın eline bırakılırsa olacağı budur. Sorunu devlet çözmelidir. Devlet olaylara seyirci kalmamalıdır. Her iki taraftaki şiddet, neden değil sonuçtur. Türk ve Kürt halkının yüzyıllardır birbiri ile bir sorunu olmamıştır. Devletin yanlış politikaları sonucu halkların iç çatışmaya sürüklenme tehlikesi aşikâr bir hal almıştır. Olayların önünün alınamaması sonradan tamiri mümkün olmayacak kalıcı hasarlara yol açacaktır. Bu günleri mum ile arayacağımız güler gelmeden önce kalıcı çözümleri uygulamaya koymak zorundayız. Kalıcı çözüm için her ihtimal ve yaklaşım çözüm dairesi dışına çıkarılmamalıdır.

On yıllardır bu sorunu oluşturan devlet politikalarına bir son verilmeli ve ırk üzerinden tanımlamayı sağlayan yaklaşımlar bitirilmelidir. Irklar, kültürler kendilerini dışlanmış ve asimile edilmiş hissetmemelidir. Sorun derin bir yaradır ve bugünden yarına acil bir bitişin beklenemeyeceği açıktır. Uzun yıllar alacak derin bir rehabilitasyon çabasına ihtiyaç vardır. Sorunun derinliğinden habersiz batıdaki halkın sorunun en acı halini birden kucağında bulması doğru değerlendirmeleri güçleştirmektedir. Sorunun çözümü birbirini boğazlamak veya bölünmek değildir. Kardeşlik kaybolmadan çözüm bulunmalıdır. Çözüm halkların birbirine düşmesi değil devlet politikalarının düzelmesi ve herkesin adil bir barışı talep etmesi ile olacaktır. Zorba metotlar ile bulunacak çözüm ve barış yolları çözümsüzlüğü derinleştirmekten başka bir şeye yaramayacaktır.

Erki elinde bulunduranların duygusallıkla hareket etme lüksleri yoktur. Şiddetten bağımsız bir şekilde sorunu çözme iradesi için sivil adımlar atılmaya devam edilmelidir. Sorunun çözümü profesyonel ordu vb. kurmak değildir. Sorun olduğunu kabul edip doğru ve kendinden emin adımları atmaya devam etmektir. Milliyetçilik dalgaları, seçim, duygusal görüntüler akıl ve mantıktan bilhassa devlet yöneticilerini uzaklaştırmamalıdır. Yıllardır şiddet politikaları egemen oldu ve sorun bitmedi daha da büyüdü. Ülkenin farklı bölgelerinde çok farklı ruh halleri mevcuttur. Her gün artan dağa çıkan genç sayıları ve asker cenazeleri sonrası öfke krizleri geçiren batıdaki genç delikanlılar… Bu inisiyatiflerin eline çözümü bırakırsanız bugünleri özlersiniz.

                                                                                                            29/07/2010

                                                                                      ofgergerlioglu@lamucim.com

                                                                       www.omerfarukgergerlioglu.blogcu.com

Bookmark and Share

Yorumlar (4)

Efendim hoşgeldiniz!..

Bu konuda son yıllarda medyadan takip ettiğimiz ihanetlerle ilgili belge ve bilgiler, “vatan-millet-sakaryacılara” karşı zaten bende az olan güven duygularının tamamen bertaraf olmasına sebep oldu!..

Görünen o ki, bu ülkeye, bu millete, bu devlete apaçık ihanet edilmektedir!..

Yapılan ihanetleri belgeleyen ve bunu medya araclığıyla ülkemizin kamuoyu ile paylaşanlara şükranlarımızı arz ederiz!..

Asıl sorunun kangren olmasına ve de çözümsüz kalmasına sebep olanaların bu ihanet şebekeleri olduğuna inanıyorum!.. Dolayısıyla bu ihanet şebekelerinin yaptıkları ihanetler biterse, sorunların çözüleceğine inanıyorum!..

Çözüm; bu ülkenin insanlarına ihanet eden hainleri ve yaptıkları pislikleri deşifre etmek ve adalat önünde yaptıklarının hesaplarını sormaktır!..

Herşeyden önce sitemize hoşgeldiniz değerli hocam!

Güncel konuları sıcağı sıcağına işleyecek yazılara hakikaten çok ihiyacımız var, inşallah bu boşluğu kıymetli analizlerinizle doldurursunuz.

Demokrasi ve insan hakları ile ilgili adımların atıldığı her demde mutlaka derin güçlerin engellemeleri ve provakasyonları olmuştur. Herşeyin bu ülkede yolda gittiğini zannettiğimiz bir kritik zamanda meşhur Reşadiye olayı gerçekleşmiş ve şu an referandum sürecinde de iki millet karşı karşıya bırakılmıştır ki bu sonuncusu çok daha vahim, belirttiğiniz şekilde….

Siyasetmedarların cesur ve güçlü bir iradeyle bu provakasyonları boşa çıkarmaları ve milleti sağduyu noktasında bilinçlendirmeleri büyük özem arz etmektedir.

Kalın sağlıcakla…..

Değerli yazarım!
Güzel bir konuya ve hasas bir meseleye değinmişsiniz. Keşke asker cenazelerinden bahs ederken dağ başından gelen, başları kesilen, işkence edilen aynı bu ulkenin vatandaşı olan insanlardan da bahsetseydiniz! Öyle daha adaletli olmaz mıydı?

kaleminize sağlık üstat sizi burada okumak ve görmek doğrusu bizi sevindirdi …uzun bir süredir meselelere vakıf olan bir isim olarak tahlil ve tespitlerinizin faydalı olacağı kanatindeyim…

Yorum yazmak ister misiniz?